
Bu aralar İtalya’daki bütün kitapçıların vitrininde, girişinde, yeni çıkanlar listesinde bu kitap var: Fabio Volo’nun “Le prime luci del mattino” romanı. Le prime luci del mattino sabahın ilk ışıkları anlamına geliyor.
Kitabı o kadar çok beğendim ki bitmesin diye okumaya kıyamıyorum. Bir ödül gibi sonraya saklıyorum. Yapmaya üşendiğim işleri sonunda bu kitabı okuyacağım diye düşünerek hevesli hale getiriyorum.
Kitap aslında monoton bir evliliği olan bir kadını anlatıyor. Konu çok farklı değil. Ama anlatım dili çok samimi. Bir diğer yanı da kitabın kurgusu. Yatay yazılar baş kahramanın günlüğünden. Düz yazılı sayfalar ise belli bir süre sonra kadının o sayfaları okurken düşündükleri. Kendimi bildim bileli benim de günlüğüm var. Belki bu yüzden bu kadar sevdim Le prime luci del mattino’yu.





